Üçüncü Dünya Savaşı’nın Potansiyel Başlangıç Olayları

Üçüncü Dünya Savaşı’nın Başlangıç Olayları:
Jeopolitik, Ekonomik ve Teknolojik Tetikleyicilerin Derinlemesine Analizi

Sistematik Risklerin Yakınsaması (2025-2027)

Bu rapor, Üçüncü Dünya Savaşı’nın (WWIII) klasik, tek bir suikast veya deklarasyon (1914 modelinde olduğu gibi) ile değil, hızlandırılmış teknolojik arıza, ekonomik şok ve eş zamanlı bölgesel tırmanışların birleşimi sonucu ortaya çıkacağı tezini ortaya koymaktadır. Küresel sistemin halihazırda çok kutuplu ve yüksek derecede kırılgan olduğu bir dönemde, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) uluslararası örgütlerden çekilme eğilimi, ekonomik baskıyı (bullying) bir dış politika aracı olarak kullanması ve Yapay Zeka (AI) ile desteklenen otonom silah sistemlerinin (AWS) yaygınlaşması, kriz anında insan kontrolünü aşan hızda bir tırmanış riskini maksimize etmektedir. Analizler, ABD’deki potansiyel siyasi geçiş dönemi ve hızlanan teknoloji dağıtımı nedeniyle 2025-2027 dönemini en yüksek kırılganlık alanı olarak tanımlamaktadır.

I. Jeopolitik İstikrarsızlığın Yeni Dönemi: 1914 Paraleli

Mevcut küresel ortam, doğası gereği istikrarsızdır ve kırılgan, yüksek derecede birbirine bağımlı bir küresel ekonomik sistem içinde işleyen çok kutuplu bir güç dağılımıyla tanımlanmaktadır. Bu durum, Birinci Dünya Savaşı öncesindeki sistematik riskleri yansıtmaktadır.

1.1 Sistematik Riskin Tanımı: Birbirine Bağlı Bir Dünyada Çok Kutupluluk

Günümüz jeopolitik manzarası, Birinci Dünya Savaşı öncesindeki döneme benzer şekilde, çok kutuplu bir siyasi yapı ile yüksek derecede ekonomik karşılıklı bağımlılığın tehlikeli bir karışımını sunmaktadır.

Normalde, yüksek ekonomik karşılıklı bağımlılık, serbest ticaret teorileri uyarınca barışı teşvik etmelidir. Ancak, siyasi ve askeri karar vericiler, AI ve drone teknolojileri gibi teknolojik ilerlemeler sayesinde hızlı bir zafer kazanabileceklerine inanırlarsa, ekonomik caydırıcılık etkisi ortadan kalkar. Bu inanç, feci yanlış hesaplamalara yol açmaktadır.

Bu durumu analiz ettiğimizde, yüksek karşılıklı bağımlılık anlık ve küresel ekonomik bozulmalara neden olmaktadır (örneğin, gümrük vergileri veya kaynak şokları). Bu bozulmalar, 1914’teki gibi yavaş yayılmak yerine anında küresel istikrarsızlığa neden olur. İkinci dereceden bu etki, karar döngülerinin aşırı derecede daralmasına yol açmakta, bu da teknik hataların ve anlık çatışma riskinin artmasına neden olmaktadır.

Ayrıca, ABD konvansiyonel olarak hâlâ baskın olsa da, hızlı teknolojik değişimler (drone ve AI) bu üstünlüğü, özellikle asimetrik ve dağıtık yeteneklere yoğun yatırım yapmış rakiplere karşı hızla aşındırmaktadır. Ukrayna’daki gelişmelerden elde edilen dersler, mevcut Amerikan askeri doktrininin, drone’lar gibi yeni teknolojileri kullanan iyi silahlanmış bir rakibe karşı zorlanabileceğini göstermektedir.

1.2 Kısıtlamanın Aşınması: İttifak Uyumunun Yerine Geçen İşlemsel Güvenlik

NATO’nun varlığının merkezinde, Clausewitz’in ifadesiyle, “ortak çıkarlardan oluşan birlik” yatmaktadır. İttifak, ABD’nin 5. Madde taahhüdüne ilişkin siyasi belirsizliği nedeniyle ciddi baskı altındadır. 2022 sonrası dönemde, NATO-Rusya ilişkileri uçurumdan aşağı düşmüştür; bu durum, doğu kanadının benzeri görülmemiş bir şekilde takviye edilmesini ve 2025’e kadar savunma harcamalarının GSYİH’nin % 5’ine çıkarılması yönünde iddialı hedefleri gerektirmiştir.

Bu durumun stratejik çıkarımı açıktır: Rusya ve Çin gibi rakipler, ABD’nin uluslararası liderlikten potansiyel olarak çekilmesini ve işlemsel dış politika görüşünü, sadece bir politika değişikliği olarak değil, aynı zamanda stratejik bir boşluk veya ittifak zayıflığı işareti olarak yorumlamaktadır. Bu yorum, rakipleri, “Müttefik uyumunu parçalamak” amacıyla tasarlanmış, Moldova ve Baltık devletleri çevresindeki hibrit savaş taktikleri gibi hemen agresif adımlar atmaya teşvik etmektedir.

Bu düşünce zincirinde, ABD’nin 5. Madde taahhütlerini sorgulaması, NATO birliğini zayıflatır.5 Bu zayıflık, Rusya’nın Moldova ve Baltık devletlerinde hibrit ve drone tatbikatları yoluyla zayıflıkları test etmesine yol açar.10 Sonuç olarak, Rusya’nın ABD’nin tepkisinin büyüklüğünü yanlış hesaplama olasılığı arttığı için tırmanma eşiği tehlikeli bir şekilde düşmektedir.

1.3 Küresel Üretim Ağlarının Kırılganlığı: Kritik Kaynaklar

COVID-19 pandemisi ve Rusya-Ukrayna ihtilafı ile belirginleşen tedarik darboğazları, özellikle hammadde, gıda ve imalat sektörlerinde küresel üretim ağlarının aşırı kırılganlığını ortaya koymuştur. Bu kırılganlıklar, küresel ekonomik iyileşme için ciddi sorunlar yaratmaya devam etmektedir.

Kaynak darboğazları arasında en kritik olanı, dünya deniz ticaretindeki ham petrol ve petrol ürünlerinin yaklaşık % 27’sinin ve küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin % 22’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’dır.

Bu stratejik çıkarım, bir kaynak şokunun anlık küresel askeri tepki için en olası tetikleyici olduğunu göstermektedir. Ukrayna veya Tayvan gibi bölgesel bir anlaşmazlığın aksine, Hürmüz Boğazı’nın kapanması, her büyük küresel ekonomiye (ABD, AB, Çin, Japonya, Hindistan) anında ve doğrudan zarar verir. Bu durum, eş zamanlı askeri müdahaleyi zorunlu kılmakta ve bölgesel bir krizi (Haziran 2025 İran-İsrail çatışması gibi) hızla çok kutuplu bir sıcak çatışma noktasına dönüştürmektedir.

Causalite zinciri şöyledir: İran-İsrail bölgesel çatışması tırmanır (Haziran 2025 savaşı) İran, stratejik misilleme olarak Hürmüz’ü kapatmaya çalışır  Küresel petrol fiyatları anında fırlar, küresel çapta enflasyonist etki yaratır ABD, AB ve Çin gibi tüm büyük deniz güçleri Boğazı zorla açmak için deniz kuvvetlerini konuşlandırır, bu da büyük güçler arasında kaza veya hedefli angajman riskini maksimize eder.

II. İstikrarsızlaştırıcı Amerikan Faktörü: Ekonomik Baskı ve Örgütsel Geri Çekilme

Kullanıcı talebinde belirtilen, ABD’nin askeri hegemonyadan “dayatma ve ekonomik dayılanma”ya (ekonomik zorlama/baskı) kayması, küresel istikrar için en ciddi yeni tehdit vektörlerinden birini temsil etmektedir.

2.1 Küresel Yönetişimden Geri Çekilme: ABD Çıkışının Sonuçları

Trump yönetiminin yaklaşımı, uluslararası organlardan seçici olarak çıkmayı veya ABD katılımını radikal bir şekilde azaltmayı içermektedir. Bu geri çekilme, genellikle Birleşmiş Milletler’in (BM) ABD’ye karşı önyargılı olduğu veya hatta bir “dünya hükümeti” komplosu olduğu yönündeki muhafazakâr inanışlardan kaynaklanmaktadır.9

DSÖ gibi kurumlardan çekilme, ABD’nin küresel sağlık liderliğini zayıflatır ve çok taraflı işbirliğini önceliklendiren müttefik ülkelerle ilişkileri gerer. ABD bu geri çekilme yoluyla kısa vadede küçük mali tasarruflar sağlasa da (GSYİH’nın %0,003’ü), stratejik etkileri çok daha büyüktür.

ABD’nin eylemsizliği, rakiplerin gelecekteki küresel standartları şekillendirmesine olanak tanımaktadır. Örneğin, Trump yönetiminin Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) toplantısına Çin’in ev sahipliği yapmasını engelleyememesi, ABD’nin dijital bağlantı düzenlemeleri üzerindeki etkisini kaybetmesi anlamına gelmiştir.

Geri çekilmenin stratejik sonucu, ABD’nin küresel sistemi basitleştirmemesi, aksine onu daha parçalanmış, daha az kural tabanlı ve karmaşık hale getirmesidir. Bu stratejik boşluk, rakiplerin (Çin, Rusya) ekonomik ve askeri alanda uluslararası tepki mekanizmasının zayıfladığını görerek kontrolsüz agresif davranışlarda bulunmasına olanak tanır.

2.2 Gümrük Vergilerinin Silah Haline Gelmesi: Ticari Sürtüşmeden Ekonomik Savaşa

ABD’nin Çin mallarına % 60 oranında önerilen ve 2025 yılına kadar uygulanan % 145’e varan tarifeler, maksimal ekonomik çatışmaya doğru net bir kaymayı işaret etmektedir. Bu aşırı tedbirler, karşılıklı olarak Çin’in de ABD mallarına % 125 tarife uygulamasını tetiklemiştir.

Ekonomik sonuçları ciddi olup, bu tür önlemlerin küresel mal ticaretinde önemli kayıplara neden olacağı ve tam ölçekli bir küresel ticaret savaşı durumunda “küresel varlık piyasalarında yeniden fiyatlandırmayı” tetikleyeceği tahmin edilmektedir.

Ekonomik zorlama, askeri eyleme düşük maliyetli, yüksek etkili bir alternatif sunmaktadır. Ancak, gümrük vergileri aşırı seviyelere (%145) ulaştığında, hedef ülkeye verilen ekonomik zarar, fiili bir savaş eylemi olarak yorumlanabilir ve bu durum, dikkatleri başka yöne çekmek veya taviz koparmak için ekonomik olmayan, potansiyel olarak askeri bir yanıtı zorunlu kılabilir (örneğin, Çin’in Tayvan’a yönelik bir eylemi). Ekonomik savaş, yüksek riskli sistemik çatışmaya yol açan bir tırmanış basamağıdır.

Ekstrem gümrük vergileri zinciri şu şekilde işler: ABD, Çin’e %145 tarife uygular Çin liderliği, varoluşsal ekonomik tehditle karşı karşıya kalır, iç siyasi baskı tırmanır Çin, ABD’nin kararlılığını kırmak ve stratejik kararlılığını göstermek için yüksek riskli bir dış eylem (örneğin, Tayvan ablukası) arayışına girer.

Aşağıdaki tablo, ABD’nin çok taraflı sistemden geri çekilmesinin stratejik maliyetini göstermektedir:

ABD Çok Taraflı Geri Çekilmesinin Stratejik Maliyeti (ABD “A La Carte” Stratejisi)

Uluslararası Kurum/AnlaşmaPolitika Eylemi (2017-202X)Sonuç/Stratejik BoşlukWWIII Tırmanış Bağlantısı
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)Çekilme/Fon Kesintisi çabaları Azalan küresel sağlık güvenliği; Gergin ittifaklar Biyolojik/pandemi tetikleyicilerine karşı zayıf kolektif tepki.
Birleşmiş Milletler (Çeşitli Kurumlar)“Daha az ilgili” kurumlardan potansiyel çıkışıStandart belirlemede nüfuz kaybı (örn. Çin’in ITU’da hakimiyeti)Rakipler, dijital/siber yönetişimde etki kazanır, atfedilemez çatışmayı kolaylaştırır.
DTÖ/Ticaret SistemiMaksimal Gümrük Vergisi Uygulaması (%60-%145)Küresel varlıkların yeniden fiyatlandırılması; Korumacı dönemeç; Ekonomik savaş Ekonomik çöküş, kaynakları/ticaret yollarını güvence altına almak için askeri tepkiyi tetikler (Tayvan/Hürmüz).

III. Otonom Hızlandırıcı: AI, Siber ve Anlık Çatışma Riski

Yapay Zekâ ve otonom silah sistemleri, savaş başlatmanın siyasi eşiğini önemli ölçüde düşüren ve yanlış hesaplama riskini dramatik bir şekilde artıran hızlandırıcı bir kuvvet olarak işlev görmektedir.

3.1 Askeri Otonomi Yarışı ve Savaş Eşiğinin Düşürülmesi

Makine Öğrenimi’nin (ML) AWS’ye entegrasyonu, insan askerlerinin birçok savaş alanı rolünde ikame edilmesine olanak tanır. Bu, saldırı savaşının “peşin insani maliyetini ve dolayısıyla siyasi maliyetini” azaltır. Bu etki, süper insan AI yetenekleri gerektirmeksizin ortaya çıkmakta ve daha geniş çaplı savaşa tırmanma riski taşıyan “düşük yoğunluklu” çatışmaların olasılığını artırmaktadır.

AWS teknolojisi, bir tırmanış paradoksu yaratmaktadır. Bu sistemler, düşmanlara karşı konvansiyonel üstünlük sağlamak için tasarlanmış olsa da (ABD’ye karşı Çin/Rusya), konuşlandırılmaları, çatışma başlatmanın yerel siyasi engelini düşürür, savaşı daha olası ve sık hale getirir ve böylece kazara sistematik savaş olasılığını artırır. Siyasi liderlik, insani maliyetin düşük olması nedeniyle daha kolay güç kullanmaya yönelir. Bu, (Polonya/Romanya hava sahasındaki dronlar gibi) kırmızı çizgilere yakın daha sık “düşük yoğunluklu” çatışmalara yol açarak, yanlış hesaplama sonucu tam kapsamlı bir konvansiyonel tepkiyi tetikleme olasılığını artırır.

3.2 AI Kaynaklı Yanlış Hesaplama: Algoritmik Sıcak Nokta

AI’nın erken uyarı sistemlerinde (EWS) yanlış pozitifler üretme riski, özellikle nükleer karar alma görevlerinde büyük endişe yaratmaktadır. Bu sistemler nadir olaylara dayanır ve güvenilir eğitim verisi azdır. Bu durum, 1983’te Sovyet Yarbay Stanislav Petrov’un, ABD’nin fırlattığı beş kıtalararası balistik füze uyarısını reddederek nükleer savaşı önlediği olayla benzerlik taşımaktadır.

Kriz ortamında (örneğin, Tayvan Ablukası veya NATO çatışması), AI’nın Komuta ve Kontrol (C2) sistemlerine entegrasyonu, tehdit verilerinin insan tarafından doğrulanması için mevcut süreyi dramatik bir şekilde kısaltır. Karar vericiler arasındaki “yazılım anlama boşluğu” (teknolojik okuryazarlık eksikliği) bu riski daha da artırmaktadır.

AI Anlık Çatışma Causalitesi: Yüksek düzeyde gelişmiş ancak hassas bir AI EWS, rakip tarafından stratejik bir fırlatmayı yanlışlıkla tanımlar. Hipersonik veya otonom saldırı sistemlerinin algılanan hızı nedeniyle, siyasi lider, kısmen otonom bir karşı saldırı sistemine yetki verir ve bu, algoritmik bir hataya dayalı olarak tam ölçekli bir nükleer çatışmayı tetikler. Bu olay, WWIII’nin kesin teknolojik tetikleyicisi olacaktır.

3.3 Siber Savaş ve Atıf Zorlukları

Rusya, örneğin, hedef devlete siyasi ve toplumsal zarar vermeyi amaçlayan bilgi savaşı için AI geliştirmeye büyük önem vermektedir2 Bu hibrit yaklaşım, bir saldırının atfedilmesini zorlaştırmaktadır.

Kritik altyapıya (enerji şebekesi, finansal piyasa) yönelik, AI güdümlü bir sistem tarafından yüksek gerilim döneminde (İran-İsrail çatışması veya Tayvan ablukası hazırlığı) gerçekleştirilen büyük, atfedilemeyen bir siber saldırı, karşı tarafça açık bir savaş eylemi olarak yanlış okunabilir. Saldırının hızı doğru insan atfını engellediği için, bu durum, konvansiyonel veya nükleer misillemeyi tetikleyebilir.

Aşağıdaki tablo, Büyük Güç çatışmasında otonom sistemlerin yarattığı benzersiz riskleri özetlemektedir:

AI ve Otonom Sistemler: Tırmanış Risk Matrisi

Risk VektörüMekanizmaİstikrar İçin SonuçÖrnek Senaryo Bağlantısı
Azalan SürtünmeAWS, insan kayıplarının siyasi maliyetini düşürür.“Düşük yoğunluklu” çatışmaların ve bölgesel testlerin sıklığını artırır.Rusya’nın Moldova/Baltık’taki hibrit savaşı.
Algoritmik HataErken Uyarı Sistemlerinde (EWS) AI Yanlış Pozitifleri.Anlık çatışma: Hatalı verilere dayalı fırlatma/misilleme kararı.Tayvan krizi sırasında istenmeyen nükleer tırmanış.
Opaklık/AtıfAI güdümlü siber/bilgi savaşı (Rusya odaklı).Kriz sırasında saldırganın kimliğini veya niyetini doğrulayamama.Felç edici, atfedilemeyen bir siber saldırıya karşı konvansiyonel misilleme.

IV. Senaryo Modellemesi: WWIII’ye Giden Üç Yakınsayan Yol

WWIII için nihai katalizör, mevcut üç ana sıcak noktadan (Ukrayna/NATO, Hürmüz/Orta Doğu, Tayvan) birinden kaynaklanacak ve ABD’nin stratejik dikkatsizliği ve teknolojik ivme mekanizmaları aracılığıyla küresel ölçeğe ulaşacaktır.

4.1 Senaryo A: Doğu Zincirleme Reaksiyonu (Siyasi/Askeri Tetikleyici)

Varsayımsal Zaman Çizelgesi: 2025 Sonu – 2026 Başı

Başlangıç Koşulları: NATO savunma harcamalarını GSYİH’nın %5’ine çıkarmış ve Avrupalı liderler, ABD desteğinin belirsizliği karşısında, Ukrayna’da herhangi bir ateşkes hattını stabilize etmek için Avrupa liderliğinde 30.000 kişilik bir barış gücü konuşlandırmayı önermiştir.

Başlangıç Olayı: 28 Eylül 2025: Kremlin, Moldova Seçimlerini Sömürür

Rusya, Sonbahar 2024 seçimlerinde başarısız olsa da, Eylül 2025 Moldova parlamento seçimlerinde başarılı olur ve AB entegrasyonunu engellemeyi amaçlayan Kremlin yanlısı bir çoğunluk elde eder.10 Rusya daha sonra NATO’nun kararlılığını test etmek için hibrit savaş taktiklerini (Moldova’nın tarafsızlık maddesini kullanma, Baltık ve İskandinavya’da sabotaj/drone faaliyetleri) yoğunlaştırır.

WWIII Tetikleme Dizisi (A):

  1. Tarih: Mart 2026: Ukrayna sınırına bir Avrupa barış gücü konuşlandırılır.
  2. Tarih: Nisan 2026: Rus-Belarus ortak tatbikatları (Zapad-2026) tırmanır, simüle nükleer saldırılar ve NATO hava sahasına yönelik agresif drone sızmaları içerir (Polonya/Romanya).
  3. Tarih: Mayıs 2026: Rus kuvvetleri (barış gücü veya vekiller), Odessa/Transdinyester yakınlarındaki konuşlandırılmış Avrupa gücüyle doğrudan çatışmaya girer ve Ukrayna’ya giden ikmal maddelerini imha etmek amacıyla kasten bir NATO üyesi devletteki (örneğin Polonya veya Romanya) lojistik merkezleri vurur, bu da büyük müttefik kayıplarına neden olur.
  4. Sonuç: ABD Başkanı, içeride siyasi olarak bölünmüş olmasına rağmen, NATO personeline yönelik doğrudan bir saldırı karşısında, gönülsüz de olsa tam K-5 (Article 5) aktivasyonuna zorlanır. Rusya’nın, ABD liderliğinin algılanan zayıflığından kaynaklanan yanlış hesaplaması, büyük bir konvansiyonel NATO-Rusya savaşına yol açar.

4.2 Senaryo B: Deniz Kaynak Şoku (Ekonomik Tetikleyici)

Varsayımsal Zaman Çizelgesi: Haziran 2026 – Ağustos 2026

Başlangıç Koşulları: Orta Doğu, İsrail, İran ve ABD arasındaki Haziran 2025’teki 12 günlük savaştan toparlanmaktadır. ABD yönetimi, maksimal baskı taktiklerini (ekonomik yaptırımlar, askeri duruş) artırmıştır.

Başlangıç Olayı: Haziran 2026: İran Uzun Süreli Hürmüz Kapanışını Uygular

Yenilenen, maksimum baskı ekonomik yaptırımları ve potansiyel ABD destekli saldırılar karşısında İran, stratejik olarak Hürmüz Boğazı’nı mayınlar, seyir füzeleri ve sürat tekneleri kullanarak kapatarak misilleme yapar.

WWIII Tetikleme Dizisi (B):

  1. Tarih: 15 Haziran 2026: Küresel petrol ve LNG ticaretinin %27’si felç olur. Petrol fiyatları anında fırlar.
  2. Tarih: 20 Haziran 2026: ABD, Suudi Arabistan ve potansiyel Avrupalı müttefiklerin desteğiyle, Boğazı zorla yeniden açmak için büyük bir askeri operasyon (“Muhafız Operasyonu”) hazırlar. Bu, küresel çapta önemli deniz ve hava varlıklarının yönlendirilmesini gerektirir.
  3. Tarih: Temmuz 2026: Çin, Boğazı enerji güvenliği için hayati ilan eder ve Körfez’e kendi deniz kuvvetlerini konuşlandırır. Görünüşte kendi deniz ticaretini korumak için yapılan bu hamle, ABD müdahalesini karmaşık hale getirir ve büyük operasyonel sürtüşme yaratır.
  4. Sonuç: ABD, Körfez’deki karmaşık, yüksek sürtüşmeli bir kaynak savaşında askeri olarak sıkışıp kalır, stratejik dikkatini dağıtır ve kaynaklarını tüketir, bu da Asya cephesinin patlak vermesi için ideal bir pencere yaratır. Bu küresel ekonomik kriz, Senaryo C için ön koşulu sağlar.

4.3 Senaryo C: Tayvan Sıcak Noktası (Askeri/Teknolojik Tetikleyici)

Varsayımsal Zaman Çizelgesi: 2027 Başları

Başlangıç Koşulları: ABD, Çin mallarına %145’lik maksimal tarifeler uygulamış, ciddi ekonomik baskı yaratmıştır. ABD ordusu, devam eden Hürmüz müdahalesi (Senaryo B) nedeniyle stratejik olarak dikkati dağılmış veya aşırı gerilmiş olarak algılanmaktadır.

Başlangıç Olayı: Ocak 2027: Çin, Tayvan’a Tam Abluka Başlatır

“Çin ulusunun gençleşmesi için kritik” olan “yeniden birleşmeyi” amaçlayan Çin lideri Xi Jinping 20, tam kapsamlı bir işgal yerine, Tayvan’ın tüm giriş ve çıkış trafiğini durduran tam bir deniz ve hava ablukasını tercih eder.26 Bir abluka, ekonomik ve siyasi olarak son derece zorlayıcıdır ve ABD’yi bu ablukayı kırmak için ilk atışı yapmaya zorlar.

WWIII Tetikleme Dizisi (C):

  1. Tarih: Şubat 2027: ABD, stratejik taahhütleri gereği, Guam ve Japonya’dan hareket eden uçak gemisi saldırı gruplarını ve B-21 bombardıman uçaklarını kullanarak ablukayı kırmaya çalışır.
  2. Tarih: 15 Şubat 2027: Otonom Sistemler Yoluyla Tırmanış (WWIII Başlangıcı)
    • Çin A2/AD sistemleri (hassas vuruşlu balistik füzeler, gemisavar füzeler) ABD yüzey gemilerini hedefler.
    • ABD, kendi gelişmiş AWS ve anti-drone savunma sistemlerini konuşlandırır.
    • Yoğun bir ilk angajman sırasında, bir ABD gemisindeki AI güdümlü bir AWS, kritik bir Çin iletişim uydusunu gelen bir silah olarak yanlış tanımlar ve tam insan gözetimi olmaksızın, “bilgi hakimiyeti” sağlamak amacıyla tasarlanmış bir karşı önlem (veya siber/kinetik vuruş) başlatır.
    • Çin, bu uydu saldırısını geri döndürülemez bir stratejik önleyici eylem olarak yorumlar ve ABD üslerine (Guam, Japonya) ve deniz varlıklarına karşı önceden programlanmış, büyük bir konvansiyonel yanıt (füze barajı) tetikler, böylece çatışma bölgesel bir anlaşmazlıktan tam ölçekli bir Büyük Güç Savaşı’na dönüşür.

V. Sentez: WWIII’yi Başlatan Olay (Tanımlanmış Başlangıç)

WWIII, ekonomik zorlama ve ABD’nin algılanan zayıflığı (siyasi/stratejik dikkat dağınıklığı) ile beslenen bölgesel bir tırmanışın, teknolojik hız ve algoritmik hata nedeniyle insan kontrolünün ötesine geçmesiyle başlayacaktır.

5.1 Zincirleme Başarısızlık Modellemesi: Küresel Yakınsama

WWIII’ye giden en olası yol, ABD’nin tek bir cephede siyasi ve askeri olarak tehlikeye atıldığı, bu durumun rakibi diğer bir cephede belirleyici bir eylem yapmaya teşvik ettiği Yakınsayan Aşırı Yük Senaryosu‘dur.

  • Adım 1 (Ön Koşul): ABD İzolasyonizmi ve Ekonomik Baskı (2025). Maksimal tarifeler (%145) ABD-Çin ekonomik ilişkilerini ciddi şekilde istikrarsızlaştırır. ABD’nin siyasi istikrarsızlığı NATO caydırıcılığını zayıflatır.
  • Adım 2 (Dikkat Dağınıklığı): Kaynak Şoku (Haziran 2026). Orta Doğu (İran/Hürmüz) patlak verir ve ABD’yi küresel enerji akışını garanti altına almak için önemli askeri sermayeyi yönlendirmeye zorlar.
  • Adım 3 (Başlatma): Stratejik Fırsat (2027 Başları). Çin, ABD’nin stratejik dikkat dağınıklığını ve ekonomik maksimalizmi bir “fırsat penceresi” olarak algılayarak Tayvan ablukasını başlatır.
  • Adım 4 (Tırmanış): Teknolojik Sıcak Nokta (Şubat 2027). Tayvan Boğazı’ndaki kaçınılmaz askeri sürtünme, bir AI kaynaklı yanlış hesaplama veya atfedilemeyen siber/kinetik saldırı tarafından insan müdahalesinin ötesinde bir noktaya hızlandırılır ve tam ölçekli savaşı zorlar.

5.2 Başlangıcın Tanımı: Tek Belirlenebilir Olay

Bu analize dayanarak, Üçüncü Dünya Savaşı’nın tek, en olası başlatıcı olayı şudur:

Olay TanımıVarsayımsal TarihAlanNedensel Mekanizma
Stratejik K2 Varlığına Otonom Saldırı(“Arşidük AI Anı”)15 Şubat 2027Teknolojik/AskeriTayvan ablukasını kırma operasyonu sırasında konuşlandırılan bir Otonom Silah Sistemi (AWS) veya AI güdümlü Siber-Kinetik Yanıt Sistemi, kritik bir Çin Komuta ve Kontrol (K2) düğümüne (örneğin bir uydu veya büyük bir radar tesisi) karşı denetlenmemiş bir vuruş gerçekleştirir (algoritmik yanlış pozitif veya atfedilemeyen siber aktivite nedeniyle). Bu vuruş, Pekin tarafından bilgi hakimiyeti sağlamayı amaçlayan geri döndürülemez bir önleyici eylem olarak derhal yorumlanır.
SonuçÇin, ABD ileri üslerine ve deniz varlıklarına karşı tam spektrumlu askeri yanıt başlatarak küresel çatışma alanını fiilen açar.

Aşağıdaki tablo, senaryo bağlantılarının birleşik bir dizi halinde sentezini sunmaktadır:

Table V.1: Zincirleme Başarısızlık Dizisi: Jeopolitik Gerilimden Küresel Savaşa

FazVarsayımsal Zaman ÇizelgesiKilit OlayTemel İstikrarsızlık Faktörü
Faz I: Sistematik Zayıflama Son 2025ABD’nin kilit uluslararası örgütlerden çekilmesi [9, 19]; Aşırı tarifelerin (%145) uygulanması.Siyasi Parçalanma ve Ekonomik Baskı (“Dayılanma”).
Faz II: Stratejik Dikkat DağınıklığıOrta 2026İran, maksimal baskıya yanıt olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatır.16 ABD kuvvetleri, kaynak güvenliği için Orta Doğu’ya yönlendirilir.Kaynak Şoku ve Stratejik Aşırı Germe.
Faz III: Fırsatın Sömürülmesi2026 Sonu – 2027 BaşlarıÇin, ABD kapasitesinin Hürmüz krizi nedeniyle tehlikeye girdiğini hesaplayarak Tayvan’a tam askeri abluka başlatır.Jeopolitik Fırsatçılık.
Faz IV: Sıcak NoktaŞubat 2027AI güdümlü otonom sistem, çatışma sırasında bir rakip K2 varlığına karşı hatalı/önleyici bir saldırı başlatır.Teknolojik Hızlanma ve Yanlış Hesaplama.
WWIII BAŞLANGICI15 Şubat 2027Bir nükleer güç tarafından geri döndürülemez, tam ölçekli askeri yanıt.Kısıtlamanın Başarısızlığı.

5.3 Sonuç ve Stratejik Tavsiyeler

Yapılan analiz, günümüzün risk yapısının, yerelleşmiş çatışmaların yönetilebildiği ancak diplomatik yanlış hesaplama ve hızlı seferberlik gereksinimlerinin (günümüzde AI hızıyla ikame edilen) sistemik bir çöküşü zorladığı karmaşık 1914 ittifak sistemine benzediğini göstermektedir.

WWIII’ye yol açacak kırılganlık, sadece dış agresyondan değil, aynı zamanda kilit küresel aktörler tarafından uluslararası kısıtlamaların ve normların kasıtlı olarak sökülmesinden kaynaklanmaktadır. ABD’nin çok taraflı sistemden çekilmesi, ekonomik silahlandırma yoluyla gerilimi askeri eşiğe taşıyan bir vakum yaratır.

Büyük güçler arasındaki gerilimi küresel savaşa dönüştürecek katalizör ise teknolojiktir. Otonom silah sistemlerinin düşük insani maliyetle çatışma başlatma kolaylığı ve AI’nın karar zincirinde neden olduğu hızlanma, yanlış atıf ve algoritmik hata riskini artırır. Bu teknolojik faktörler, diplomatik kanalların kapanması ve kriz yönetiminin yetersiz kaldığı anda geri döndürülemez bir tırmanışı garantiler.

Stratejik Tavsiye: WWIII riskini azaltma çabaları, eşit ölçüde teknolojiye (askeri uygulamalarda AI güvenlik normları oluşturulması, atıf gecikme protokollerine odaklanılması) ve siyasi istikrara (akran rakiplerin fırsatçılığını caydırmak için sağlam, koşulsuz çok taraflı taahhütlerin yeniden teyit edilmesi) odaklanmalıdır. Küresel yönetişimden stratejik geri çekilme, kısa vadeli maliyet azaltma sağlasa da, uzun vadede kolektif güvenliği parçalayarak topyekûn savaş olasılığını artırmaktadır.

Back to site top