Selective Governance (Seçici Yönetim): Yönetimin Seçiciliği Üzerine Bir İnceleme
Kimi zaman devletler, tüm vatandaşlarına eşit davranmak yerine belirli grupları gözeten, bazılarını ise sistematik olarak dışlayan bir yönetim pratiği sergileyebilir. İşte tam da bu noktada karşımıza çıkan kavramlardan biri de Selective Governance yani Seçici Yönetimtir.

Kavramın Kökeni ve Bilimsel Disiplini
Selective Governance kavramı, siyaset bilimi ve kamu yönetimi literatürü içinde yer almaktadır. Özellikle devlet kapasitesi, otoriter yönetim teknikleri ve yönetişim kuramları bağlamında tartışılır. Kavram, devletlerin ya da otoritenin bazı alanlarda veya gruplarda etkin biçimde yönetişim sağlarken, diğerlerini bilinçli olarak ihmal ettiği veya dışladığı durumları tanımlamak için kullanılır.

Bu kavram, özellikle Jennifer Pan ve Yiqing Xu tarafından 2018 yılında yayımlanan şu makale ile akademik literatürde belirginleşmiştir: Pan, J., & Xu, Y. (2018). China’s Ideological Spectrum. The Journal of Politics, 80(1), 254–273. (https://doi.org/10.1086/694020)
Her ne kadar makalenin odak noktası Çin’deki ideolojik yelpaze olsa da, “selective governance” terimi burada açıkça tanımlanır ve devletin farklı gruplara yönelik farklı denetim ve hizmet sağlama yöntemlerine değinilir. Bu yaklaşım, aynı zamanda otoriter rejimlerin veri temelli karar alma, algoritmik kontrol, ve seçici hizmet sunumu gibi modern tekniklerle halk üzerinde nasıl kontrol kurduğunu da gösterir.
Kavram Ne Anlatır?

Selective Governance, devletin ya da iktidarın her yere eşit güç ve kaynak dağıtmaması; bunun yerine bazı bölgelere veya gruplara yoğunlaşarak diğerlerini kasıtlı şekilde ihmal etmesi anlamına gelir. Bu bazen coğrafi (şehir-kırsal farkı), bazen sosyo-ekonomik (elitler – yoksullar), bazen de ideolojik (sadık kitleler – muhalifler) düzeyde olabilir.
Bu kavram, liberal demokrasilerde dahi görülebilir, fakat genellikle otoriter ya da hibrit rejimlerde sistematik bir yönetişim stratejisi olarak işlerlik kazanır.
Güncel ve Uluslararası Bir Örnek: Çin’deki Uygur Politikaları

Selective Governance’a verilebilecek en çarpıcı güncel örneklerden biri Çin Halk Cumhuriyeti’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki uygulamalarıdır. Çin hükümeti, Han Çinlilerine yoğun yatırım yaparken, Uygur nüfusu yüksek olan bölgelere yönelik sistematik gözetim, zorunlu eğitim kampları ve yargı dışı tutuklamalar uygulamaktadır. Bu uygulamalar aynı anda iki politikayı içinde barındırır:
- Yatırım ve entegrasyon politikasıyla sadık vatandaş kazanma stratejisi
- Sıkı gözetim ve baskı yoluyla muhalif grupları bastırma politikası
Bu da Selective Governance’ın iki yüzünü gösterir: Bir yandan bazı gruplara devletin tüm kaynakları açılırken, diğer yandan “sakıncalı” görülen gruplar dışlanmakta ya da kontrol altında tutulmaktadır.
Kavramın Önemi
Selective Governance, sadece yönetişim biçimini değil aynı zamanda bir meşruiyet stratejisini de tanımlar. Devlet, belirli sosyal grupları gözeterek onların desteğini kazanmayı hedeflerken, sistem karşıtı unsurları marjinalize ederek istikrarını sağlamaya çalışır. Bu yönüyle kavram, sadece bir kamu hizmeti eşitsizliği değil, aynı zamanda bir otoriter rıza üretim mekanizması olarak da değerlendirilebilir.
Kullanılan Kaynaklar
- Pan, J., & Xu, Y. (2018). China’s Ideological Spectrum (https://doi.org/10.1086/694020), The Journal of Politics, 80(1), 254–273
- King, G., Pan, J., & Roberts, M. E. (2013). How Censorship in China Allows Government Criticism but Silences Collective Expression (https://doi.org/10.1017/S0003055413000014), American Political Science Review
- Lee, C. K. (2018). The Specter of Global China: Politics, Labor, and Foreign Investment in Africa, University of Chicago Press




















