Whistleblowers Kavramı

Benim üzerinde durmak istediğim kavramlardan biri de whistleblowers terimidir. Türkçeye “ihbarcı”, “ifşacı” veya “bilgi uçuran kişi” şeklinde çevrilebilir. Daha doğru bir tanım yapmak gerekirse; whistleblower, bir kurum, kuruluş veya devlet içerisinde etik dışı, yasa dışı veya kamu yararına aykırı uygulamaları ortaya çıkaran kişidir.
Kelimenin Kökeni ve İlk Kullanımlar
“Whistleblower” kelimesi İngilizce’de iki sözcüğün birleşiminden oluşur: whistle (düdük) ve blow (üflemek). Tarihsel olarak bu kavramın kökeni 19. yüzyıl İngiltere’sine kadar gider. O dönemde polis memurları, suç işleyenleri yakalamak veya dikkat çekmek için düdük çalarlardı. Bu mecazi anlam daha sonra, yanlışları ortaya çıkaran kişilere atfedildi.

Kavramın modern anlamda yaygın kullanımı ise 1970’li yıllarda ABD’de başlamıştır. Özellikle Watergate Skandalı (1972-1974), whistleblowing kavramını dünya çapında bilinir hale getirdi. Bu olayda gazeteciler Woodward ve Bernstein, içeriden bilgi sızdıran bir kaynağın (“Deep Throat” olarak bilinen Mark Felt) yardımıyla ABD Başkanı Richard Nixon’ın istifasına yol açan skandalı ortaya çıkarmışlardır.
Kelimenin “olumlu” anlamda yani “kamu yararına ihbar eden kişi” bağlamında ilk defa 1970’lerde Amerikalı aktivist Ralph Nader tarafından kullanıldığı kayıtlarda yer almaktadır (Nader, 1972).
Whistleblower Kavramının Önemi

Whistleblowers, özellikle modern demokratik toplumlarda şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından kritik bir role sahiptir. Kurum içindeki yolsuzluk, çevreye zarar veren uygulamalar, finansal sahtekarlıklar, insan hakları ihlalleri gibi pek çok olumsuzluğu kamuoyuna taşırlar.
Örneğin:
- Daniel Ellsberg (1971) Pentagon Belgeleri’ni sızdırarak Vietnam Savaşı’nın perde arkasını ifşa etti.
- Chelsea Manning ve Edward Snowden, ABD hükümetine ait gizli belgeleri sızdırarak küresel ölçekte devletlerin gözetim faaliyetlerini tartışmaya açtılar.
- Avrupa’da ve Türkiye’de de zaman zaman kamu kurumlarındaki yolsuzlukları ortaya çıkaran benzer ihbarcı örnekleri görülmektedir.
Hukuki ve Etik Boyut
Whistleblowers, çoğu zaman büyük riskler alırlar. İşlerini kaybetme, cezai yaptırımlara uğrama, hatta can güvenliği tehdidi ile karşı karşıya kalabilirler. Bu nedenle pek çok ülkede “Whistleblower Protection Laws” (İhbarcı Koruma Yasaları) çıkarılmıştır. Örneğin:
- ABD’de Whistleblower Protection Act (1989), kamu görevlilerini koruma amacıyla yürürlüğe girmiştir.
- Avrupa Birliği’nde 2019 yılında kabul edilen Whistleblower Protection Directive, tüm üye devletlerde ihbarcıların korunmasını zorunlu hale getirmiştir.
Türkiye’den Whistleblower Örnekleri
Türkiye’de “whistleblower” kavramı Batı’daki kadar kurumsallaşmış olmasa da tarihte ve yakın geçmişte kamu yararına bilgi ifşa eden çeşitli örnekler görülmüştür.
- Sivas Madımak Davası Tanıkları (1993): Olaylarda kamu görevlilerinin ihmallerini gündeme getiren bazı tanıkların beyanları, kamuoyunda whistleblowing niteliği taşımaktadır.
- Susurluk Skandalı (1996): Bir trafik kazasıyla ortaya çıkan devlet–mafya–siyaset ilişkilerini ifşa eden belgeler ve açıklamalar, Türkiye’de whistleblowing örneği olarak değerlendirilebilir. O dönem bazı bürokratların ve gazetecilerin cesur ifşaları kamuoyuna yansımıştır.
- İSKİ Skandalı (1993): İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’ndeki yolsuzlukları ortaya çıkaran içerden belgeler, Türkiye’de ihbarcılık kavramının ilk bilinir örneklerinden sayılır.
- Manisa “FETÖ” İtirafçıları (2010 sonrası): FETÖ yapılanmasıyla ilgili devlet kurumlarında yer alan kişilerin bilgi paylaşımı, modern anlamda whistleblowing kapsamına girmektedir.
Bu örnekler, Türkiye’de whistleblowing kültürünün daha çok skandallar, soruşturmalar ve medya ifşalarıyla gündeme geldiğini göstermektedir. Ancak Batı’daki gibi kapsamlı “ihbarcı koruma yasaları” bulunmadığından, bu kişilerin çoğu ciddi risklerle karşı karşıya kalmıştır.

Sonuç
Whistleblowers kavramı, modern toplumlarda adalet, şeffaflık ve etik değerlerin korunması açısından büyük önem taşır. Her ne kadar kelime kökeni bir polis düdüğünden türemiş olsa da günümüzde bir kişinin cesurca kamu yararına yanlışları ifşa etmesini simgelemektedir.
Kaynakça
- Nader, R. (1972). Whistle Blowing.
- Alford, C. F. (2001). Whistleblowers: Broken Lives and Organizational Power. Cornell University Press.
- Vandekerckhove, W. (2006). Whistleblowing and Organizational Social Responsibility. Ashgate.
- Miceli, M. P., Near, J. P., & Dworkin, T. M. (2008). Whistle-Blowing in Organizations. Routledge.





















