Deniz Göktaş'ın İfadesinin Hukuka Aykırı Olarak Sızdırılması Tutuklanma İşaretidir Yorumu Doğru Çıktı

Komedyen Deniz Göktaş'ın Emniyet İfadesinin Sızdırılması Tutuklanacağının Bir "Ön İşareti"dir Öngörüsü Doğru Çıktı

Image

Bir önceki yazımda, stand-up komedyeni Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasının ardından yaşanan hukuki süreci ele almış ve kamuoyunun dikkatinden kaçan çok kritik bir usul detayına parmak basmıştım. Göktaş henüz hâkim karşısına çıkmadan, adli makamların veya emniyetin elinde bulunması gereken emniyet ifadesinin basına sızdırılmış (veya sızmasına göz yumulmuş) olmasının, sıradan bir "gazetecilik başarısı" olmadığını vurgulamıştım. Bu durumun, şüphelinin adli kontrolle serbest bırakılmayacağına, aksine tutuklanacağına dair güçlü bir ön işaret olduğunu iddia etmiştim.

Nitekim öngörüm doğru çıktı. Gelen son dakika bilgilerine göre komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Değişmeyen Bir Türkiye Pratiği: Sızdırılan İfadeler ve Tutuklama Kronolojisi

Türkiye’de özellikle 2018 yılından bu yana yargı pratiğinde istikrarlı bir şekilde tekrarlanan bir örüntü (paten) dikkat çekiyor. Kamuoyunun ilgisini çeken, sosyal medyada tartışma yaratan ya da ifade özgürlüğü sınırlarında gezinen hassas dosyalarda adli süreç hep benzer bir senaryoyla işletiliyor:

Gözaltı ve Hızlı Sızdırma: Kişi gözaltına alındıktan çok kısa bir süre sonra, henüz savcılık sevk maddeleri bile kesinleşmemişken emniyet ifadesi veya sorgu tutanakları basına servis ediliyor.

Yapay Algı Yönetimi: Kanunen gizli tutulması gereken adli evrakların bu şekilde sızdırılması, mahkeme öncesinde toplumsal bir meşruiyet zemini yaratma amacına hizmet ediyor.

Kaçınılmaz Son (Tutuklama): İfadesi basına düşen şüphelinin, duruşma salonundan tutuksuz yargılanmak üzere çıkması neredeyse imkansız hale geliyor.

Deniz Göktaş olayında da bu süreç harfiyen uygulandı. Henüz mahkeme nihai kararını vermeden önce basına yansıyan ifadeler, hukuki bir yargılamadan ziyade kararın çoktan olgunlaştığının habercisiydi.

185 Kişinin İhbarı "Toplumsal Tepki" Sayılabilir mi?

Bu soruşturmanın ve adli sürecin fitilini ateşleyen ilk hareketin, CİMER üzerinden yapılan 185 şikayet olduğu biliniyor. Ancak organize bir şekilde hareket eden 185 kişinin bir araya gelip tek bir ismi hedef göstermesi, o kişinin tutuklanması için hukuki bir gerekçe ya da "genel kamuoyu tepkisi" olarak kabul edilemez, edilmemelidir.

Türkiye, bugün nüfusu 85 milyonu aşmış devasa bir ülkedir. Bu kadar milyonlarca insanın yaşadığı bir coğrafyada, sadece 185 kişinin bir konudan rahatsız olup ihbarda bulunması, toplumsal bir infialin değil, aksine geri kalan milyonlarca insanın bu durumdan bir rahatsızlık duymadığının göstergesidir. Sayısal açıdan neredeyse devede kulak bile kalmayan bu minör grubun şikayetlerini "kamuoyu baskısı" gibi yansıtıp, bunu bir tutuklama bahanesine dönüştürmek hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmaz.

Uluslararası Hukuk Karnesi ve "Ölçülülük" İlkesi

Nüfusa oranla sembolik düzeyde kalan bu ihbarlar zinciri sonrası, en ağır koruma tedbiri olan tutuklamaya başvurulması, Türkiye’nin uluslararası arenadaki hukuk karnesine de çok ciddi bir darbe vurmaktadır. İfade özgürlüğü sınırlarında değerlendirilmesi gereken bir sanatçının, organize bir şikayet dalgası ve hemen ardından gelen "ifade sızdırma" operasyonuyla cezaevine gönderilmesi, dış dünyada "öngörülemez bir yargı sistemi" imajını pekiştirmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre tutuklama tedbiri; "kaçma şüphesi" veya "delilleri karartma" gibi somut, acil gerekçelere dayanmak zorundayken; dijital algı süreçleri ve cılız ihbar mekanizmaları üzerinden bu kararların verilmesi adalet duygusunu zedelemektedir.

Halbuki Deniz Göktaş yurtdışında tatilde iken bile bile Türkiye'ye dönmüş ve teslim olmuştur. Kaçma şüphesi zaten yoktur.

Özetle; Deniz Göktaş’ın tutuklanması, son yıllarda kanıksadığım o malum yargı mekanizmasının yeni bir tezahürü oldu. Sızdırılan ifadelerin ve kurgulanan şikayetlerin ardından gelen bu tutuklama kararı beni şaşırtmadı; aksine, Türkiye'deki adli işleyişin yazılı olmayan o katı kurallarını bir kez daha doğrulamış oldu. Dileğim, adalet mekanizmasının organize azınlıkların şikayetlerinin veya sızdırma stratejilerinin gölgesinden kurtularak, evrensel hukuk normlarına geri dönmesidir.

Bedri Yılmaz

Bedri Yılmaz

Bedri Yılmaz yazarının tüm fotoğraf, yazıları ve paylaşımları

İlgili İçerikler

Amerika'da Burç ve Kan Grubu Bilme Oranları Araştırması

Astrolojiye inanma cahilliği.

  • Haber
  • 4 Temmuz 2026
  • 574 views
Beklenen Oldu ve Deniz Göktaş Tutuklandı

Tutuklananlar kervanına Deniz Göktaş da eklendi.