Ankara Zirvesi Kapıda: Sahne Hazır, Perde Açılıyor
NATO Liderler Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Türkiye'nin başkenti Ankara'da, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde (Beştepe) gerçekleştirilecek. Türkiye'nin bu dev etkinliğe ev sahipliği yapması, 2004 İstanbul Zirvesi'nden tam 22 yıl sonra üstlenilen ikinci büyük NATO liderler zirvesi olması bakımından sembolik bir ağırlık taşıyor.
Zirveye NATO'ya üye 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanları katılacak; ABD Başkanı Donald Trump'ın katılımı Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından doğrulandı. Gündem, yalnızca diplomatik bildirgelerin ötesinde somut askeri ve ekonomik kararları da kapsıyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirveyi savunma sanayi üretiminin artırılmasına odaklayacak; müttefiklerin milyarlarca dolarlık yeni silah tedarik anlaşmalarına imza atması bekleniyor. Rutte'un zirveden beklentisini özetleyen ifadesi ise dikkat çekici: "Bence gerçekten çok önemli. Hatta belki Lahey Zirvesi'nden bile daha önemli, çünkü verilen taahhütler harika."
Trump Harekete Geçti: 700 Milyon Dolarlık Motor Paketi Kongre'ye Bildirildi
Zirve öncesinde Ankara-Washington hattında kritik bir adım atıldı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Milli Muharip Uçak KAAN programında kullanılacak General Electric üretimi F110-GE-129 turbofan motorlarının satışını Kongre'ye resmen bildirdi. 24 Haziran'da yapılan resmi bildirime göre yaklaşık 705 milyon dolarlık paket onlarca motoru kapsıyor.
Trump bu adımı daha önce bir basın toplantısında ima etmişti. "Muhtemelen onları çok mutlu edecek bir şey yapacağım" diyen Trump, Türkiye'nin savunma taleplerine açık kapı bıraktığını göstermişti.
ABD mevzuatının işleyişi açısından şu tablo öne çıkıyor: Kongre'nin satışı engellemek istemesi halinde iki kanattan da geçecek ortak bir ret kararı sunması gerekiyor; böyle bir kararın çıkması durumunda ise Trump'ın veto yetkisi bulunuyor. Dolayısıyla Kongre'deki Demokrat itirazların süreci durdurabileceğine dair beklentiler oldukça sınırlı. Demokrat Temsilci Dina Titus motor satışının engellenmesi amacıyla ortak ret tasarısı sunacağını açıklasa da Trump yönetimi Kongre'deki itirazlara rağmen satış sürecini ilerletme kararını çoktan almış durumda.
Teknik Gerçek: F110 Neden 5. Nesil Motor Değil? F110 Motoru KAAN'ı 5. Nesil Yapamaz!

İşte bu noktada meselenin diplomatik kılıfı soyulduğunda ortaya çıkan tablo, Türkiye'de KAAN'ın "5. nesil milli muharip uçak" olarak kamuoyuna sunulma biçimiyle doğrudan çelişiyor.
F110 turbofan motorları, halihazırda Türk Hava Kuvvetleri'nin F-16 filosunda kullanılan ve Türkiye'de TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) tarafından lisanslı olarak üretilen motorlardır. Başka bir deyişle, KAAN'a takılması planlanan motor, Türkiye'nin zaten lisanslı üretimini yaptığı, onlarca yıllık bir 4. nesil uçak teknolojisinden ibarettir.
Bir savaş uçağının 5. nesil sayılabilmesi için gereken kriterler arasında düşük radar izi (stealth), art yakıcısız süpersonik uçuş (supercruise), gelişmiş sensör füzyonu ve bu özellikleri destekleyen motor teknolojisi birlikte aranır. F110 ailesi, bu kriterleri karşılamak üzere tasarlanmamıştır; 4. nesil platformlar için geliştirilmiş, performansı kanıtlanmış ancak nesil sınıfı bakımından bir önceki kuşağa ait bir sistemdir.
Türkiye, KAAN programının ilerleyen safhalarında yerli TF35000 turbofan motoruna geçmeyi hedefliyor; F110'ların yalnızca ilk üretim bloklarında geçici bir köprü görevi üstleneceği belirtiliyor. Ancak bu planın ne zaman hayata geçeceği belirsizliğini korurken, elimizdeki somut gerçeklik şu: Türk Hava Kuvvetleri envanterine girecek ilk KAAN uçakları, 4. nesil bir motorla uçacak.
Stratejik Okuma: ABD Ne Veriyor, Ne Tutuyor?
Bu tablonun tek boyutu teknik değil. ABD, F110 satışıyla hem Türkiye'nin KAAN programını ayakta tutacak bir sürekliliği sağlıyor hem de gerçek anlamda 5. nesil bir motoru Ankara'nın eline geçirmiyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Eylül 2025'te F110 motor lisansının "Kongre'de takıldığını" ve onay olmadan "KAAN üretiminin başlayamayacağını" söylemek zorunda kalmıştı. Bu itiraf, motor konusundaki dışa bağımlılığın programın var oluş koşulu olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.
Türkiye'nin 2019'da Rusya'dan S-400 satın alması ABD ile ilişkileri ciddi biçimde germiş; Washington yaptırım uygulayıp Türkiye'yi F-35 programından çıkarmıştı. F110 satışı bu denklemdeki S-400 sorununu çözmüyor; ancak Ankara ile sürdürülen savunma diyalogunu canlı tutuyor ve NATO Zirvesi öncesinde Washington'ın Türkiye'ye verdiği sembolik bir mesaj işlevi görüyor.
Sonuç olarak kamuoyuna "5. nesil milli muharip uçak" olarak tanıtılan KAAN, en azından ilk üretim bloklarında, on yıllar önce tasarlanmış bir 4. nesil motorla göklere çıkacak. Motoru değiştirmek uçağın neslini değiştirmiyor; bu, savunma mühendisliğinin basit ama tartışılmaz bir gerçeği.