Satyagraha (Sanskritçe: सत्याग्रह), Hindistan bağımsızlık hareketinin siyasi ve ruhani lideri Mohandas Karamchand Gandhi (1869–1948) tarafından geliştirilen, pasif direnişten farklı olarak hakikatin ve sevginin gücüne dayanan aktif bir şiddetsiz direniş (nonviolent resistance) felsefesi ve yöntemidir (Gandhi, 1927). Kavram, Sanskritçe "hakikat" anlamına gelen satya ile "ısrar, sıkı sıkıya tutunma" anlamına gelen āgraha kelimelerinin birleşiminden oluşur. Gandhi, bu terimi ilk kez 1906 yılında Güney Afrika’daki Asyalıların haklarını savunmak amacıyla başlattığı sivil itaatsizlik eylemleri sırasında, mevcut İngilizce "pasif direniş" (passive resistance) ifadesinin yetersiz kalması üzerine formüle etmiştir (Gandhi, 1909).

Kavramın Kökeni ve Tarihsel Gelişimi
Gandhi, sömürgeci yönetimlerin adaletsiz yasalarına karşı çıkarken, Batılı pasif direniş kavramının zayıfın silahı olarak algılandığını ve potansiyel olarak nefreti barındırdığını fark etmiştir. Bu doğrultuda, ruhsal bir güce dayanan yeni bir kavram ihtiyacı doğmuştur. İlk olarak Gandhi’nin kuzeni Maganlal Gandhi tarafından Sadagraha (iyi kararlılık) olarak önerilen terim, Gandhi tarafından Satyagraha (Hakikatin Gücü) olarak düzeltilmiştir (Gandhi, 1927).
Kavramın teorik altyapısı, Gandhi’nin 1909 yılında kaleme aldığı Hind Swaraj (Hint Özdenetimi) adlı eserinde sistematik hale getirilmiştir (Gandhi, 1909). Satyagraha, basit bir protesto yöntemi olmanın ötesinde, adaletsizliği uygulayan faili düşman olarak görmeyi reddeden, aksine onun vicdanını uyandırarak doğruyu görmesini amaçlayan bütünsel bir yaşam felsefesidir.
Felsefi Temeller ve İlkeler
Satyagraha felsefesi, üç temel sütun üzerine inşa edilmiştir (Dalton, 2012):
Satya (Hakikat): Gandhi'ye göre hakikat, sadece doğruyu söylemek değil, varoluşun özüdür. Mutlak hakikate ulaşmak sivil itaatsizliğin nihai hedefidir.
Ahimsa (Şiddetsizlik / Zarar Vermeme): Hakikate ulaşmanın yegane yolu şiddetsizliktir. Şiddet, karşı tarafın hakikati görmesini engeller ve adaletsizliği derinleştirir.
Tapasya (Kendini Feda Etme / Çilecilik): Direnişçinin, başkalarına acı çektirmek yerine, adaletsizliğe karşı dururken doğacak acıları (hapis, şiddet, maddi kayıp) gönüllü olarak üstlenmesidir.
Kavram, Leo Tolstoy’un Tanrı’nın Egemenliği İçinizdedir (1894) eserindeki Hristiyan anarşizmi ve şiddetsizlik teorilerinden, Henry David Thoreau’nun Sivil İtaatsizlik (1849) makalesindeki vergi reddi uygulamalarından ve Hinduizmin temel metinlerinden olan Bhagavad Gita'daki eylemin sonuçlarına bağlanmama (nishkama karma) ilkesinden beslenmiştir (Hardiman, 2003).
Eleştiriler ve Karşı Görüşler
Satyagraha, tarihsel süreçte hem sömürgeci güçler hem de radikal bağımsızlık yanlıları tarafından eleştirilmiştir. Marksist teorisyenler, yöntemi kitlelerin devrimci potansiyelini bastıran ve burjuvazi ile uzlaşmayı hedefleyen bir araç olarak nitelendirmiştir. Hindistan içindeki militan milliyetçiler (örneğin Subhas Chandra Bose) ise sömürgeci İngiltere'nin askeri gücünün ancak silahlı bir mücadeleyle kırılabileceğini savunarak Satyagraha’nın askeri açıdan etkisiz olduğunu ileri sürmüştür (Brown, 1974). Fizikçi ve düşünür olan bazı analistler de yöntemin başarısının, karşısındaki egemen gücün (İngiliz liberal demokrasisi gibi) asgari bir hukuki ve ahlaki zemine sahip olmasına bağlı olduğunu, Nazi Almanyası veya Stalin SSCB'si gibi totaliter rejimlerde bu yöntemin doğrudan imha ile sonuçlanacağını belirtmiştir.
Satyagraha Felsefesinin Temel Bileşenleri
Satya (Hakikat): Eylemin ve varoluşun merkezinde yer alan mutlak doğruluk ilkesidir.
Ahimsa (Şiddetsizlik): Düşüncede, sözde ve eylemde hiçbir canlıya zarar vermeme esasıdır.
Tapasya (Öz-özveri): Karşı tarafa fiziksel zarar vermeden, adaletsizliğin bedelini acı çekerek üstlenme durumudur.
Sivil İtaatsizlik (Civil Disobedience): Ahlaki açıdan meşru olmayan yasalara barışçıl ve bilinçli bir şekilde uymayı reddetmektir.
Gayrimeşru Olanla İşbirliğini Reddetme (Non-cooperation): Adaletsiz yönetimlerin kurumlarını, mahkemelerini ve ürünlerini boykot etme stratejisidir.