Ölü Deniz 15 milyonu aştı. Duruşmaya günler kala izlenme sayacı hâlâ işliyor.

Olgular
22 Eylül 2026 itibarıyla Deniz Göktaş'ın Ölü Deniz (2026) adlı stand-up gösterisi YouTube'da 15.040.000 izlenmeye ulaştı. Gösteri 1 Haziran'da Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda kaydedildi, 24 Haziran'da yayına açıldı. Göktaş yurtdışındayken hakkında soruşturma açıldı (29 Haziran). Türkiye'ye kendi isteğiyle dönüp gözaltına alındı (2 Temmuz) ve 3 Temmuz'da tutuklandı. 29 Ağustos'taki ara duruşmada tahliye edildi, hemen ardından başka bir suçlamayla yeniden tutuklandı. 4 Eylül'de kabul edilen iddianamede üç ayrı suçtan 9 yıl 8 aya kadar hapis isteniyor. İlk duruşma 28 Eylül 2026'da.
Rakamlar ne diyor?
Günlük verileri üç evreye ayırdım.

Evre 1, patlama (24 Haziran – 3 Temmuz). Video sıradan bir hızla açıldı. Soruşturma açıldığında 1,2 milyondaydı. Gözaltı günü 4 milyona, ifadenin basına servis edildiği ana kadar 10,4 milyona çıktı. Tutuklama günü 10,7 milyondu. Bugünkü toplamın yaklaşık yüzde 71'i bu on günde birikti.
Evre 2, ivme (4 – 15 Temmuz). Tutuklamanın ertesi günü tek günde 700 bin izlenme geldi. Sonraki iki hafta günlük artış 100–350 bin arasında seyretti.
Evre 3, uzun kuyruk (16 Temmuz'dan bugüne). Artış hızı sürekli düştü ama hiç sıfırlanmadı.
| Dönem | Toplam artış | Günlük ortalama |
|---|---|---|
| 3–10 Temmuz | 1.800.000 | ~257 bin |
| 10–17 Temmuz | 1.065.000 | ~152 bin |
| 17–31 Temmuz | 485.000 | ~35 bin |
| 31 Temmuz – 28 Ağustos | 555.000 | ~20 bin |
| 28 Ağustos – 22 Eylül | 435.000 | ~17 bin |
Sayaç her gün ilerliyor, ama günlük artış zirveye göre yüzde 95'in üzerinde geriledi. Bu hızla 28 Eylül'e kadar 15,13–15,16 milyonu görmemiz beklenir. 16 milyon için yeni bir tetikleyici olmadan Kasım ortasını beklemek gerekir. Bu bir tahmindir, ölçüm değil. Mektuplar, tahliye-yeniden tutuklama ve iddianame gibi sonraki gelişmeler günlük artışta yalnızca küçük sıçramalar yaptı.
Yorumum
Bu bölüm benim görüşümdür.
2003'te Barbra Streisand, kıyı fotoğrafları arasında evi de göründüğü için bir fotoğrafçıya dava açtı. O zamana kadar birkaç kişi görmüş olan fotoğraf yüz binlerce kişiye ulaştı. Olguya sonradan "Streisand etkisi" dendi. Susturmak isteyen taraf, susturmak istediği şeyin en büyük reklamcısı oluyor. Stand-up tarihinde de örnek var: Lenny Bruce 1964'te New York'ta müstehcenlikten mahkûm edildi, 2003'te ölümünden sonra affedildi. Bugün ondan söz ediliyorsa mahkûmiyeti yüzündendir, sansürcüleri yüzünden değil. Türkiye'de de Mart 2014'teki Twitter yasağının ardından ülkeden atılan tweet sayısının arttığı bildirilmişti.
Göktaş vakasında ben tabloyu şöyle okuyorum: en büyük sıçrama soruşturma, gözaltı ve ifadenin basına servis edilmesi zincirinde yaşandı. Tutuklamanın kendisi bu zincirin halkasıdır, tek başına neden değil. Kesin nedensellik iddia etmiyorum, elimde yalnızca kümülatif sayaç var. Ama 1,2 milyonluk bir videonun bu süreçte 10 milyonu aşmasını "tesadüf" diye okumak için de bir gerekçe göremiyorum.
Ayrıca bence ifadenin hukuka aykırı biçimde basına verilmesi, kamuoyu oluşturma amacı taşıyordu. Kendi isteğiyle dönüp teslim olan birinin "kaçma şüphesi"yle tutuklanmasını da, PKK bağlantılı hükümlülerin serbest bırakıldığı bir süreçte, tutarsız buluyorum. Bunlar benim değerlendirmelerim, mahkeme kararı değil. Yargılama sürüyor, iddiaların hukuki sonucunu 28 Eylül 2026'dan itibaren göreceğiz.
Başlıktaki müstehzi cümlenin karşılığı şu: Göktaş içeride. Ama şu anda gündemi belirleyen, onun esprileri. Esprileri "iktidarda" derken kastettiğim gündemin iktidarı. Susturulmak istenen cümleler 15 milyon kişinin önünde duruyor ve her gün biraz daha kalabalıklaşıyor.