Sultanizm

Sultanizm (İngilizce: Sultanism), siyaset bilimi ve sosyoloji literatüründe otoriter ve totaliter rejim biçimlerinden ayrışan, iktidarın tamamen kurumsallaşmamış, şahsileşmiş ve keyfi bir otoriteye dayandığı aşırı bir patrimonyal yönetim modelini tanımlar. Bu yönetim biçiminde kamu otoritesi ile hükümdarın şahsi mülkiyeti ve arzuları arasındaki sınırlar tamamen ortadan kalkar.

Kavramın Kökeni ve İlk Tanımlama

Sultanizm kavramını sosyoloji literatürüne ilk kazandıran isim Alman sosyolog Max Weber olmuştur. Weber, ekonomi ve toplum üzerine yaptığı yapısal analizleri içeren ve ölümünden sonra derlenen Ekonomi ve Toplum (Wirtschaft und Gesellschaft, 1922) adlı anıtsal eserinde geleneksel otorite tiplerini inceler.

Weber, geleneksel otoritenin bir alt türevi olan patrimonyalizmi (İngilizce: patrimonialism) tanımladıktan sonra, bu yapının uç ve kuralsızlaşmış bir aşaması olarak sultanizmi formüle etmiştir (Weber, 1922). Weber'e göre patrimonyal yönetimde hükümdarın yetkileri belirli gelenekler, kutsal bağlar ve sülale hukukunun sınırları ile az da olsa kontrol altındayken; sultanizm aşamasında geleneksel bağlar çözülür, rasyonel hukuk tamamen işlevsizleşir ve geriye yalnızca liderin mutlak, keyfi ve şahsi iradesi kalır. Kavramın isimlendirilmesinde Osmanlı İmparatorluğu veya Ortadoğu’daki sultanlık pratiklerinden esinlenilmiş olsa da, Weber bu terimi coğrafi ve dini bir kısıtlamanın ötesine taşıyarak evrensel ve seküler bir rejim tipi (İngilizce: ideal type) olarak kurgulamıştır.

Siyaset bilimci Juan José Linz ve Alfred Stepan ise, Demokratik Geçiş ve Konsolidasyon Sorunları(Problems of Democratic Transition and Consolidation, 1996) adlı çalışmalarında Weber'in bu kavramını modern dönem diktatörlüklerini sınıflandırmak amacıyla yeniden kavramsallaştırmış ve derinleştirmiştir (Linz & Stepan, 1996).

Sultanizmin Temel Özellikleri

Sultanist rejimler, klasik diktatörlüklerden, askeri cuntalardan veya ideoloji temelli totaliter sistemlerden (örneğin Faşizm veya Stalinizm) belirli yapısal dinamiklerle ayrılırlar. Bu özellikler şu şekilde sıralanmaktadır:

Aşırı Şahsileşme (İngilizce: Extreme Personalization): İktidar hiçbir kurumsal mekanizmaya, anayasal sınırlamaya ya da hukuki normatif yapıya tabi değildir. Devlet organları, bürokrasi ve ordu, doğrudan doğruya liderin şahsi hizmetkarları konumundadır.

Image

Hukuki Kuralsızlık ve Keyfilik (İngilizce: Arbitrariness): Rejimde rasyonel ve öngörülebilir bir hukuk sistemi bulunmaz. Kararlar rasyonel devlet çıkarlarına göre değil, liderin anlık dürtülerine, ailevi menfaatlerine ve sadakat beklentilerine göre şekillenir.

İdeolojisizlik ve Düşük Kurumsallaşma (İngilizce: Lack of Ideology): Rejim, toplumu dönüştürmeyi hedefleyen bütüncül ve rasyonel bir ideolojiden yoksundur. Ortada bir doktrin yerine yalnızca lideri yücelten, dogmatik bir kişilik kültü (İngilizce: cult of personality) ve klişelerden oluşan bir retorik vardır.

Hanedanlaşma ve Klantokrasi (İngilizce: Dynasticism): Siyasi ve ekonomik gücün en üst kademeleri liderin aile üyeleri, akrabaları veya koşulsuz sadakat gösteren dar bir oligarşik klik (klan) arasında paylaştırılır. Güç aktarımı genellikle babadan oğula veya aile içine doğru gerçekleşir.

Image

Plütokrasi ve Yolsuzluğun Sıradanlaşması (İngilizce: Plutocracy): Kamu kaynakları ile liderin şahsi serveti arasındaki çizgi belirsizleşir. Devlet bütçesi liderin ve çevresinin lüks tüketimi, sadakat satın alma mekanizmaları ve kliantelist (kayırmacı) ilişkiler ağı için bir finansman aracı olarak kullanılır.

Güdümlü Toplumsal Seferberlik (İngilizce: Mobilization without Participation): Totaliter rejimlerdeki gibi ideolojik olarak motive edilmiş gönüllü bir kitle seferberliği yoktur. Toplumsal katılım yalnızca lideri alkışlamak, bağlılık sunmak amacıyla zoraki veya parayla organize edilen mitinglerden ibarettir. Sivil toplum tamamen felç edilmiştir.

Tarihsel ve Güncel Devlet Örnekleri

Sultanizm kavramı tarihsel süreçte coğrafi sınırlardan bağımsız olarak Latin Amerika'dan Afrika'ya, Asya'dan Avrupa'ya kadar farklı bölgelerde hayat bulmuştur.

Tarihsel Örnekler

Haiti (François "Papa Doc" Duvalier Dönemi, 1957–1971): Duvalier, devlet mekanizmalarını tamamen şahsileştirmiş, "Tonton Macoute" adlı şahsi milis gücüyle terör estirmiş, vudu dinini kendi kişilik kültü için manipüle etmiş ve rasyonel hiçbir devlet kurumu bırakmamıştır (Linz & Stepan, 1996). Ölümünün ardından iktidarı oğlu Jean-Claude Duvalier’ye devretmiştir.

Dominik Cumhuriyeti (Rafael Trujillo Dönemi, 1930–1961): Trujillo, ülkenin tüm ekonomik kaynaklarını ve topraklarının büyük kısmını şahsi mülkü haline getirmiştir. Başkentin adını Santo Domingo'dan Ciudad Trujillo’ya (Trujillo Şehri) dönüştürecek düzeyde aşırı bir şahsileşme ve kuralsız şiddet mekanizması kurmuştur.

Romanya (Nicolae Ceaușescu Dönemi, 1965–1989): Doğu Bloku içinde yer almasına rağmen Ceaușescu rejimi, kurumsal bir komünist devlet yapısından ziyade sultanist bir niteliğe bürünmüştür. Ceaușescu ve eşi Elena Ceaușescu, devlet kademelerini akrabalarıyla doldurmuş, abartılı mimari projelerle şahsi güç gösterisi yapmış ve partiyi kendi egolarının bir aygıtı haline getirmiştir.

Güncel Örnekler

Kuzey Kore (Kim Hanedanlığı): Rejim resmi olarak komünist/sosyalist bir geçmişe ve "Juche" ideolojisine dayansa da, uygulamada mutlak bir sultanizm örneğidir. Üç kuşaktır babadan oğula devredilen iktidar, lidere atfedilen yarı-tanrısal kişilik kültü ve devletin tamamen Kim ailesinin şahsi mülkü gibi yönetilmesi bu durumun göstergesidir.

Türkmenistan (Saparmurat Niyazov ve Gurbanguli Berdimuhammedov Dönemleri): Niyazov'un kendisini "Türkmenbaşı" ilan etmesi, yazdığı Ruhname kitabını eğitim ve sosyal hayatın merkezine koyması ve ülkenin her yerine altın heykellerini diktirmesi modern sultanizmin en net prototiplerindendir. Halefi döneminde de bu şahsileşmiş ve keyfi yönetim yapısı sürdürülmüştür.

Sultanizm Kavram Haritası

Patrimonyalizm (Patrimonialism): Kamu yetkilerinin ve devlet idaresinin hükümdarın şahsi ev idaresinin (mülkünün) bir uzantısı olarak görüldüğü, ancak geleneklerin lideri sınırlayabildiği geleneksel yönetim biçimi.

Kişilik Kültü (Cult of Personality): Siyasi liderin kitle iletişim araçları, kültürel üretim ve propaganda yoluyla devasa, kusursuz, sarsılmaz ve yarı-tanrısal bir figür olarak topluma dayatılması şablonu.

Kliantelizm (Clientelism): Siyasi destek ve sadakat karşılığında kamu kaynaklarının, makamların ve ekonomik imtiyazların elitlere ya da belirli kitlelere şahsi çıkarlar doğrultusunda dağıtılması sistemi.

Totaliterizm (Totalitarianism): Toplumsal ve bireysel hayatın her alanını rasyonel ve katı bir ideoloji doğrultusunda kontrol etmeyi amaçlayan, kurumsallaşmış ve parti disiplinine dayalı rejim tipi. Sultanizmden güçlü ideolojisi ve kurumsal yapısıyla ayrılır.

Kaynakça ve İleri Okuma Listesi

Linz, J. J., & Stepan, A. (1996). Problems of democratic transition and consolidation: Southern Europe, South America, and post-communist Europe. Johns Hopkins University Press.

Weber, M. (1922). Wirtschaft und Gesellschaft. J.C.B. Mohr (Paul Siebeck).

Bedri Yılmaz

Bedri Yılmaz

Bedri Yılmaz yazarının tüm fotoğraf, yazıları ve paylaşımları

İlgili İçerikler

Sultanizm

Sultanizm nedir? Max Weber'in literatüre kazandırdığı, keyfi güce ve şahsileşmiş otoriteye dayanan sultanist rejimlerin özelliklerini ve örneklerini inceleyin.

Rastlantısal İnfialden Tasarlanmış Kaosa: Toplum Mühendisliği ve Üst Akıl Tezi

Deniz Göktaş’ın tutuklanma sürecinin rastlantısal bir infialden ziyade koordineli bir toplum mühendisliği çalışması olma ihtimalinin yapısal analizi.