Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS)

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS): Okyanusların Hukuku ve Serbest Kullanım İlkesi

İnsanlık tarihi boyunca denizler, hem keşiflerin hem ticaretin hem de çatışmaların merkezi olmuştur. Bu geniş mavi alanların nasıl kullanılacağı, kimler tarafından kontrol edileceği ve hangi kurallara tabi olacağı sorusu, modern uluslararası hukukta da büyük önem taşımaya devam ediyor. İşte bu bağlamda, okyanusların serbest kullanımı ilkesini düzenleyen en kapsamlı ve en çok kabul görmüş uluslararası belge: Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS).

Sözleşmenin Adı ve Kabul Tarihi

Bu sözleşmenin tam adı Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (United Nations Convention on the Law of the Sea – UNCLOS)’dir. Sözleşme, 1982 yılında Jamaika’nın Montego Bay kentinde düzenlenen konferansta kabul edilmiştir. Yaklaşık 10 yıllık müzakere sürecinden sonra şekillenmiş ve denizlerin kullanımı konusunda bugüne kadar ortaya konmuş en kapsamlı uluslararası hukuk metni olmuştur.

Sözleşme, 16 Kasım 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Hangi Kuruluş Kabul Etti?

Sözleşme, Birleşmiş Milletler çatısı altında kabul edilmiştir. Ancak BM’ye üye olmayan ülkeler de dilerse bu sözleşmeyi imzalayıp taraf olabilir.

Kaç Ülke Taraf Oldu, Kimler Etmedi?

  • Bugün itibarıyla 168 ülke ve Avrupa Birliği sözleşmeyi imzalamış ve onaylamıştır. Bu durum sözleşmeye oldukça geniş çaplı bir uluslararası meşruiyet kazandırmaktadır.
  • Ancak dikkat çekici şekilde, sözleşmeye taraf olmayan ülkeler arasında Amerika Birleşik Devletleri bulunmaktadır.

ABD Neden Onaylamadı?

ABD, sözleşmeyi 1994 yılında imzalamış ancak Senato onayı almadığı için hukuken taraf olmamıştır. Onaylamama gerekçeleri:

  1. Derin Deniz Madenciliği Rejimi:
    ABD, sözleşmenin derin deniz tabanındaki doğal kaynakların uluslararası bir otorite aracılığıyla kontrol edilmesini öngören hükümlerini, ulusal çıkarlarına aykırı bulmuştur.
  2. Egemenlik Endişeleri:
    Uluslararası Seabed Authority gibi yapılara yetki devrinin, ABD’nin denizlerdeki egemenliğini kısıtlayabileceği düşünülmüştür.
  3. Gelişmekte Olan Ülkelere Pozitif Ayrımcılık:
    Kaynak gelirlerinin gelişmekte olan ülkelere dağıtımına ilişkin maddeler, bazı senatörler tarafından adil bulunmamıştır.

ABD sözleşmeye taraf olmasa da, deniz hukuku ile ilgili birçok uygulamasını teamül hukuku (customary law) kapsamında aynı kurallar çerçevesinde yürütmektedir.

Sözleşmenin Kapsamı ve Ana Maddeleri

UNCLOS, yalnızca açık denizlerin değil, aynı zamanda kara suları, münhasır ekonomik bölgeler ve kıta sahanlıklarını da kapsayan çok geniş bir düzenleme sistemidir. Başlıca düzenlediği alanlar:

1. Kara Suları (Territorial Waters):

  • Her kıyı devleti, karasuları olarak 12 deniz miline kadar olan alan üzerinde egemenlik hakkına sahiptir.
  • Yabancı gemiler bu sulardan zararsız geçiş hakkı ile geçebilir.

2. Bitişik Bölge (Contiguous Zone):

  • Kara sularının ötesinde 24 deniz miline kadar uzanır.
  • Kıyı devletleri burada gümrük, sağlık ve göç denetimi yapma hakkına sahiptir.

3. Münhasır Ekonomik Bölge (EEZ):

  • Kıyıdan itibaren 200 deniz miline kadar olan alandır.
  • Devletler burada balıkçılık, enerji üretimi, araştırma gibi alanlarda münhasır haklara sahiptir.

4. Açık Denizler (High Seas):

  • Tüm devletlerin eşit yararlanabileceği alanlardır.
  • Denizlerin serbest kullanımı ilkesi burada geçerlidir. Bu alanlarda hiçbir devletin egemenliği olamaz.

5. Derin Deniz Yatağı (The Area):

  • Ulusal yetki alanlarının dışında kalan deniz tabanı.
  • “Tüm insanlığın ortak mirası” olarak tanımlanır.
  • Kaynakların çıkarılması ve paylaşımı Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi (ISA) tarafından denetlenir.

6. Deniz Çevresinin Korunması:

  • Sözleşme, deniz çevresinin korunması ve kirlenmesinin önlenmesi konusunda detaylı yükümlülükler içerir.
  • Devletler hem kendi kara sularında hem de uluslararası sularda bu kurallara uymak zorundadır.

Sözleşmenin Önemi

UNCLOS, denizlerin ve okyanusların kullanımı konusunda modern uluslararası düzenin temel taşıdır. Tıpkı uzayda olduğu gibi, “egemenlik, serbest kullanım ve insanlığın ortak mirası” gibi ilkeler burada da güçlü biçimde işlenmiştir.

Sonuç

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, okyanusları “herkesin yararlanabileceği ortak alanlar” olarak tanımlar. Egemenlik sınırlarını netleştirir, çevreyi koruma sorumluluğunu hukuki hale getirir ve uluslararası barışı güçlendirir. Her ne kadar bazı büyük güçler (örneğin ABD) bu sözleşmeye taraf olmasa da, UNCLOS bugün deniz hukuku alanında fiilen evrensel bir anayasa olarak kabul edilmektedir.

Kaynak:

United Nations Convention on the Law of the Sea (https://www.un.org/depts/los/convention_agreements/texts/unclos/unclos_e.pdf), United Nations, 1982.

Bedri

Bedri Yılmaz'ın tüm fotoğraf, yazıları ve paylaşımları

İlgili İçerikler

Hatay Deprem Sonrası Drone Görüntüsü

Ak Parti - Recep Tayyip Erdoğan