Muharebe Alanındaki Postallar (Boots on the Ground)

Teknolojinin Sınırı, Piyadenin Gücü: Boots on the Ground (Muharebe Alanındaki Postallar)

Image

"Çamura Basmayan" Ordular Neden Savaş Kazanamaz?

Askeri teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin; yapay zekalı dronlar, uydudan güdümlü akıllı füzeler ve radara yakalanmayan görünmez uçaklar savaş alanını ne kadar domine ederse etsin, jeopolitiğin ve harp tarihinin değişmeyen çıplak bir altın kuralı vardır: Savaşı hava gücü başlatabilir, ancak zaferi yalnızca yerdeki postal mühürler.

Image

İnternette ve siyaset meydanlarında sıkça ABD’nin efsanevi Dışişleri Bakanı George P. Shultz’a atfedilen, ancak kökleri çok daha derin bir askeri doktrine uzanan o meşhur söz, modern savaşın bu en sert gerçeğini gözler önüne seriyor.

Sözün Orijinali, Çevirisi ve Gerçek Hikayesi

Image

Bu ikonik ifade, popüler kültürde George P. Shultz ile özdeşleşmiş olsa da, aslında askeri tarihçi T. R. Fehrenbach tarafından ilk kez 1963 yılında yazılan ve Kore Savaşı'nı anlatan "This Kind of War" (Bu Tür Bir Savaş) adlı kült kitapta dile getirilmiştir.

Image

Fehrenbach, Hiroşima sonrasında insanlığın teknolojiye fazla güvendiğini belirterek şu çarpıcı pasajı kaleme almıştır:

Orijinal Metin: "You may fly over a land forever; you may bomb it, atomize it, pulverize it and wipe it clean of life—but if you desire to defend it, protect it, and keep it for civilization, you must do this on the ground, the way the Roman legions did, by putting your young men into the mud."

Türkçe Çevirisi: "Bir toprak parçasının üzerinde sonsuza dek uçabilirsiniz; orayı bombalayabilir, atom bombalarıyla yerle bir edebilir, dümdüz edip yaşamı tamamen silebilirsiniz. Ancak orayı savunmak, korumak ve elinizde tutmak istiyorsanız; bunu karada, tıpkı Roma Lejyonlarının yaptığı gibi, gençlerinizi o çamura sokarak yapmak zorundasınız."

Image

Peki, George P. Shultz Karışıklığı Nereden Çıkıyor?

1980'li yıllarda Ronald Reagan yönetiminde görev yapan Dışişleri Bakanı George P. Shultz ve Savunma Bakanı Caspar Weinberger, ABD'nin askeri müdahalelerinin sınırlarını çizen ünlü Weinberger Doktrini üzerine çalışırken bu kitaba ve "çamurdaki asker" metaforuna sıkça atıfta bulundular. Shultz, diplomasinin arkasında caydırıcı bir kara gücü olması gerektiğini savunurken bu felsefeyi o kadar sık kullandı ki, söz zamanla onun adıyla anılır oldu.

Askeri Açıdan Ne Anlama Geliyor?

Askeri literatürde bu doktrin, "Hava Gücünün Sınırları" ve "Postalların Yere Basması" (Boots on the Ground) kavramlarıyla açıklanır:

Yıkmak ile Kontrol Etmek Aynı Şey Değildir: Havadan bombalamak düşmanın altyapısını yok edebilir, onu zayıflatabilir veya diz çökmeye zorlayabilir. Ancak o topraklarda kalıcı bir siyasi, hukuki ve fiziki otorite kurmak istiyorsanız, bir askerin orada fiziksel olarak bulunması ve devriye atması şarttır.

Coğrafya ve İnsan Unsuru Kaçınılmazdır: En ileri dijital teknolojiler bile haritayı yukarıdan çizebilir; fakat tarihi ve sınırları ancak o toprağın çamuruna, karına ve coğrafyasına göğüs geren insan unsuru belirler.

Yakın Tarihten Bu Doktrini Kanıtlayan 5 Çarpıcı Örnek

Tarih, sadece hava ve teknoloji gücüne güvenerek yola çıkan ancak karadaki "çamura" saplanan ya da karaya inemediği için netice alamayan süper güçlerin hikayeleriyle doludur:

1. Vietnam Savaşı (1955 - 1975)

Nasıl Oldu? ABD, Kuzey Vietnam'ı dize getirmek için tarih boyunca görülmemiş büyüklükte bir hava bombardımanı (Rolling Thunder Operasyonu gibi) düzenledi. Milyonlarca ton bomba atıldı, ormanlar kimyasallarla yok edildi.

Sonuç: Havadan yok edilen Vietnam, karada tüneller kazan ve gerilla taktiği uygulayan Vietkong askerleri yüzünden bir bataklığa dönüştü. ABD, yarım milyondan fazla askerini o çamura sokmak zorunda kaldı ve ağır kayıplar vererek geri çekildi.

2. Sovyetler Birliği'nin Afganistan İşgali (1979 - 1989)

Nasıl Oldu? Dönemin en gelişmiş helikopter ve bombardıman uçaklarına sahip olan SSCB, Afganistan dağlarını ve köylerini acımasızca bombaladı. Hava üstünlüğü tamamen Sovyetlerdeydi.

Sonuç: Mücahitler dağlara ve mağaralara çekilerek hava saldırılarından korundu. Sovyet tankları ve piyadeleri çamura, kara ve zorlu coğrafyaya saplandı. Havadan vurmak toprağa sahip olmaya yetmedi ve SSCB büyük bir yenilgiyle çekildi.

3. ABD'nin Afganistan'ı Yeniden İşgali (2001 - 2021)

Nasıl Oldu? 11 Eylül saldırılarından sonra ABD; en gelişmiş uyduları, yapay zekalı dronları ve akıllı füzeleriyle Taliban'ı havadan vurdu ve ülkeyi kısa sürede kontrol ettiğini sandı.

Sonuç: 20 yıl boyunca Amerikan askerleri Afganistan kırsalının çamurunda ve dağlarında yıpratıcı bir gerilla savaşına maruz kaldı. Teknolojik hava gücü kesin bir siyasi zafer getiremedi ve ABD 2021'de apar topar geri çekilerek ülkeyi yeniden Taliban'a bırakmak zorunda kaldı.

4. Rusya - Ukrayna Savaşı (2022 - Günümüz)

Nasıl Oldu? Rusya, 2022 yılında modern füzeleri, gelişmiş hava-uzay güçleri ve siber saldırılarıyla Ukrayna'yı birkaç günde teslim alabileceğini öngörerek geniş çaplı bir işgal hareketi başlattı.

Sonuç: Fehrenbach'ın sözü 21. yüzyılda bir kez daha kanıtlandı. Rusya ne kadar seyir füzesi atarsa atsın, şehirleri havadan bombalamak ülkeye "sahip olmaya" yetmedi. Savaş dönüp dolaşıp Donbas'ın gerçek çamuruna, siperlerine ve tank paletlerine sıkıştı. Toprak elde tutabilmek için yüz binlerce askeri sahaya sürmek ve o çamurun içinde savaştırmak kaçınılmaz oldu.

5. ABD - İran Hava Gücü Paradoksu (Teknolojinin Karadaki Çaresizliği)

Nasıl Oldu? ABD, on yıllardır İran karşısında ezici bir teknolojik ve askeri hava üstünlüğüne sahip. Radara yakalanmayan hayalet uçaklar ve dronlarla İran'ın askeri liderlerini (2020'deki Kasım Süleymani suikastı gibi) havadan nokta atışıyla vurabildiğini defalarca gösterdi.

Sonuç: Bu durum, sadece hava unsurlarına güvenmenin stratejik olarak nasıl bir "çıkmaz sokak" olduğunu kanıtladı. ABD, sahip olduğu tüm o muazzam hava gücü ve füzelerine rağmen, İran'ın bölgedeki nüfuzunu kıramadı ve nihai bir askeri zafer elde edemedi. Çünkü İran gibi devasa, dağlık ve zorlu bir coğrafyada kesin bir sonuç almak, yüz binlerce askeri o topraklara sokmayı gerektirir. En ileri hava teknolojisi bile, karaya asker çıkarma riskini göze alamadığınız veya o çamura batmayı reddettiğiniz sürece, bir ülkeyi dize getirmede yetersiz kalmaya mahkumdur.

Bedri Yılmaz

Bedri Yılmaz

Bedri Yılmaz yazarının tüm fotoğraf, yazıları ve paylaşımları

İlgili İçerikler

Sine-i Milletin Hukuki Gerçekliği

Muhalefet veya CHP milletvekillerinin istifası Türkiye'de erken seçime yol açar mı?

Revizyonist Güç

Revizyonist güç nedir?